<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524</id><updated>2011-10-07T09:50:58.191-07:00</updated><category term='manifesto'/><category term='abdullah gul'/><category term='turkey'/><category term='grasroots'/><category term='democracy'/><category term='secim sonuclari'/><category term='secularism'/><category term='politics'/><category term='turkiye'/><category term='akp'/><category term='Abdullah Gül'/><category term='Türkiye&apos;nin Sorunlari'/><category term='demokrasi'/><category term='tarim'/><category term='tayyip erdogan'/><category term='türban sorunu'/><category term='Anayasa'/><category term='Aciklama'/><category term='politika'/><category term='dünya'/><category term='Adalet'/><category term='Hayalimdeki Türkiye'/><category term='Laiklik'/><category term='watchdogs'/><category term='cevre'/><category term='Yargı'/><title type='text'>Ozan ve Ahmet Cihat Tartisiyor</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Ahmet C. Toker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15008061679842414620</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/-rjVbkzUibqk/TndRZSzbe9I/AAAAAAAAFvE/A6e-cBjCqY0/s220/18092011041.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>15</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524.post-3523525489517425372</id><published>2008-06-27T02:22:00.000-07:00</published><updated>2008-06-27T02:23:08.995-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Laiklik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='cevre'/><title type='text'>Birseyler Yapmali</title><content type='html'>Su aralar gündemde olan birkac olay cok ama cok sinirimi bozuyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;1. MNG Holding'in Bodrum'da Pina yarim Adasinda Yaptigi Dolgu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;MNG Holding'in &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=Detay&amp;ArticleID=885498&amp;Date=27.06.2008&amp;CategoryID=85"&gt;cevre bilinci kampanyasi acmasi&lt;/a&gt; ise iki yüzlulükten baska birsey degildir. Bu tarz "kurumsal sorumluluk" kampanyalarinin ictensizliklerine bir örnek daha.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;2. Hayasiz kiyafeti yuzunden 6 ay hapis cezasi alan Kadin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konu ile ilgili &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=YazarYazisi&amp;ArticleID=885483&amp;Yazar=ORAL%20%C7ALI%DELAR&amp;Date=27.06.2008&amp;CategoryID=98"&gt;Oral Calisar'in yazisi&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/451131.asp"&gt;NTVMSNBC haberi&lt;/a&gt;'ni okumanizi tavsiye ederim. Yargi ile Yasama arasindaki makro tartismalar icinde kaybolmusken, ve "Irtica"ya karsi en önemli koruma mekanizmasinin yargi oldugunu düsünürken bu tarz bir haber ile karsilasmak gercekten cok moralimi bozdu.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight:bold;"&gt;3. Kamu arazilerinin isgalinin suc olmaktan cikarilmasi, ve iskan ruhsati olmayan binalara altyapi hizmetleri verilmesinin suc olmaktan cikarilmasi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili &lt;a href="http://www.ntvmsnbc.com/news/451133.asp"&gt;NTVMSNBC haberi&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konular ile ilgili tepkimi göstermek, göstermekden ziyade birseyler yapmak istiyorum. Eminim bu haberleri okuduktan sonra böyle düsünmeyen olmayacaktir. Ancak ne yapilabilir? Facebook gruplari acmak, saga sola e-mail iletmek degil kastim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu islerle mücadele etmek zaman ve emek istiyor. Zaman emek carpimini insanin en degerli yaratisi olarak gördügüm ve bunu da günümüz dünyasinda para ile degerlendigini bildigim icin bu konuda örgütlenmis dernek veya topluluklara para yardimi yapmanin en iyi yol olacagina inaniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dernekler bu paralari efektif olarak kullanmalilar,  kimseye dokunmayan kampanyalar yapmak yerine Avukat tutmalilar, kamuoyunu etkilemek icin reklamlar cekmeliler ve yayinlamalilar. Yasamanin yarginin kararlarini stajyerler tutarak, izleme kurullari olusturarak takip etmeli ve basinin yaptigi isi raporlar yayinlayarak kendileri eline almalilar. Birkac girdimde bahsettigim Americans United bu dedigim tarz faliyetleri Amerika'da laiklik ilkesinin korunmasi icin yapan bir kurulus aslinda. Bu tarz faliyetlerde bulunan dernek ya da kuruluslar hakkinda bilginiz varsa beni haberdar ederseniz sevinirim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7808682748507335524-3523525489517425372?l=turkiyeninsorunlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/3523525489517425372/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7808682748507335524&amp;postID=3523525489517425372' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/3523525489517425372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/3523525489517425372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2008/06/birseyler-yapmali.html' title='Birseyler Yapmali'/><author><name>Ahmet C. Toker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15008061679842414620</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/-rjVbkzUibqk/TndRZSzbe9I/AAAAAAAAFvE/A6e-cBjCqY0/s220/18092011041.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524.post-1131503185294121988</id><published>2008-06-24T02:33:00.000-07:00</published><updated>2008-06-24T02:34:19.511-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Laiklik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye&apos;nin Sorunlari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='turkey'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='secularism'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='politics'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='turkiye'/><title type='text'>Mahallede Cikan Adimiz ve Kapatma Davasi</title><content type='html'>Seküler etik -daha önceki yazimda belirttigim gibi etik dogasi geregi sekülerdir, bu seküler sifatini daha sonra dogan din bazli etikten ayirmak icin kullaniyorum- bu aralar kafami mesgul eden konulardan biri. Milli Takim'in basarisi bu aralar bu konulari biraz gündemde geriye dusurmus olsa bile AKP'nin kapatilma davasi ve Yargi ile Genel Kurmay arasindaki ilginc iliskiler bu konuyu baska bir acidan bakmama vesile oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seküler etik'in en basit sorularindan biri birey'in neden yalan söylemedigidir. Cok hakim olmasam da Kant'tan baslayarak filozoflar bu konuya cevaplar getirmeye calismislar. Benim en kafama yatani önemli Özgürlükcü düsünürlerden biri olan &lt;a href="http://www.daviddfriedman.com/Libertarian/Libertarian.html"&gt;David D. Friedmann&lt;/a&gt;'in aciklamasi oldu. Insanlarin kisitli hafiza ve hesaplama yetenegine sahip varliklar oldugu, ve söyledikleri yalanlarin hepsini hatirlayamayacaklarini, ve bir kez yalan söyleyince yiyecekleri yalanci damgasinin bedelinin dogruyu söylemenin bedelinden daha yüksek olacagi icin yalan söylemediklerini savunuyordu Friedmann. Yalanci Coban hikayesinin ana fikri de budur aslinda. Bu aralar ülkemizde popüler olan mahalle baskisi kavramindan ziyade "mahallede cikan adimiz" yüzünden ahlakli olmaya mecburuz, ya da olmaya calisiyorz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu acidan bakildiginda her türlü ahlak sorununda mahallede, ya da kamu oyunda, ya da arkadas cevremizde olusturdugumuz "ün" ya da "izlenim" büyük önem tasiyor. Bu adam, bu kadin, bu kisi, bu grup yalan söylemez-adam kandirmaz-gücsüzü ezmez-haklinin yanindadir kanisini olusturmak ve bu kaniyi korumak en önemli sorunumuz bir acidan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tarz bir bakis acisini kamu oyunda birbirleriyle "konusan" tüzel kisilere, kurumlara da uygulamak mümkün. Bir kurum herhangi iyi bir nitelik ile ünlendigi zaman bu niteligini korumak adina her attigi adimda iki kere düsünmeli. Demokrasinin en önemli ilkelerinden biri gücler ayriligi ve gücler dengesi. Buradaki gücler aslinda birbirleriyle konusan tüzel kisilikler. Ve bu tüzel kisiliklerin gücleri aslinda "ünleri" ile dogru orantili. Direk secim ile gelmeyen Yasama icin ise bu had safhada önemli. Yasam organi toplumda güven saglamali, ve bu güveni korumali, her ne pahasina olursa olsun. Gecen hafta olana bakin. Türban ile ilgili karar cikariyor Anayasa Mahkemesi, ve kamuoyunda AKP daha savunmasini vermeden(!) kapama davasinin sonucu kesinlesti kanisi yayiliyor. Anayasa Mahkemesi "adalet"'in temeli olan "adil yargi"'nin yeri olma "ünü"'ü tamamen kaybetmis. AKP'yi kapatirsa -deliler yeterli degil kanimca- bu ününü daha da yitirecek, ve az önceki önermem sonucu gücünü de kaybetmis olacak. Sanal Muhtira ile -en azindan demokratik platformlarda- gücünü yitirmis olan Askeriye'nin yanina Yasama da gelirse Yürütme ile Yasama'nin önünde kimse kalmayacak. Bu da AKP icerisindeki -dar da olsa var olan- Islamci kesimin hepimizi korkutmasi gereken amaclarinin önünü acabilir. Korkum budur. Birseyi korumak icin iyi niyetle atilan adimlar, iyi niyetle atildi diye o seyi koruyacak degil ne yazik ki...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7808682748507335524-1131503185294121988?l=turkiyeninsorunlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/1131503185294121988/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7808682748507335524&amp;postID=1131503185294121988' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/1131503185294121988'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/1131503185294121988'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2008/06/mahallede-cikan-adimiz-ve-kapatma.html' title='Mahallede Cikan Adimiz ve Kapatma Davasi'/><author><name>Ahmet C. Toker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15008061679842414620</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/-rjVbkzUibqk/TndRZSzbe9I/AAAAAAAAFvE/A6e-cBjCqY0/s220/18092011041.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524.post-9215395969683266267</id><published>2008-03-20T02:46:00.000-07:00</published><updated>2008-03-20T02:47:02.304-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Laiklik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='akp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='abdullah gul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tayyip erdogan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye&apos;nin Sorunlari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='turkey'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='secularism'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='politika'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='politics'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='democracy'/><title type='text'>Kapatilma davasi uzerine</title><content type='html'>&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Gecen sene ortasinda secimlerle baslayan, Abdullah Gül’ün Cumhurbaskani secilmesi ile suren, bir ara yeni anayasa tartsimalarinda kimlik bulan, MHP’nin cikarci atagi sonucunda turban yasagi eksenine giren, ve en son olarak AK Parti hakkinda acilan kapatilma davasinda iyiden iyiye bir catismaya donen politik savasimi “Turkiye’nin gecikmis kuvvet paylasimi sorunu” olarak biraz daha genis bir perspektifde yorumlamaya calismadan once, laiklik ve dinin topumdaki yeri hakkindaki kendi goruslerimi kisaca hatirlatmakta fayda goruyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Hangisi olursa olsun, bir yerden sonra bilincli olarak mantik ve aklin “inanc” adina feda edilmesini -Danimarkali yenilikci din adami Kierkegaard‘in terimi olan inanc atlamasi, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Leap_of_faith"&gt;leap of faith&lt;/a&gt;’den bahsediyorum- gerektiren Din kavraminin toplumu duzenlemek icin kullanilmasini dogru bulmuyorum. Burada duzenlemeyi yapan ucuncu bir organ oldugu, ve bu organin demokratik sureclerle secilmis bir devlet oldugunu varsaydigimi vurgulamam gerek. Din su veya bu sekilde tartisilamayacak bazi mutlaklara inanci, her turlu tartisilamayacak mutlak deger de bu degerlerin suistimalini birarada getirdigi icin kesinlikle kisisel kalmalidir. Bu dusuncelerime az once bahsettigim gecikmis kuvvetler paylasimi savasinin bir muharabesi olan turban konusunu yorumlarken deginecegim. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Gecikmis kuvvetler paylasimi savasi&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Gecen Ekim ayinda ilginc bir sekilde CEBIT Euroasia’daki Tarih Yayinlari standi’nda elime gecen Ankara Universitesi hocalarindan Yahya Tezel’in Cambridge’deki “1923-1950 Turkiye Cumhuriyetinin Iktisadi Tarihi”baslikli doktora tezinin kitaplastirilmis hali gecti. Ikinci kismi ekonomi bilgime gore agir kactigi halde 1923’e gelen sureci Bizans imparatorlugundan alarak ozetledigi ilk kisimi gercekten cok ilgimi cekti, ve birkac zamandir aklimda olan dusunceleri pekistirmeme yardimci oldu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Tezel tezinde Bizans ekonomik modelinin asiri korumaci ve asiri merkeziyetci yanini vurgularken, Osmanli Timar sisteminin Bizanstan alinma olduguna dikkat cekiyordu. Genel olarak yonetimdeki dar cikar kadrosunun cikarlarini gozetmek icin bolgesel yoneticilere devredilemez sekilde birakilan bu timarlarin, zaman zaman politik linc girisimleriyle bu yoneticilerin elinden alinmasinin, ve gercek anlamda bir mulkiyet olmamalarinin, yoneticilerin timarlarini daha efektif bir sekilde kullanmak icin herhangi bir nedenleri -incentive- olmamasina yolactigini savunan Tezel, kullanilan ilkel tarim teknikleri de isin icine girince -ilk cagdan kalmis tarim teknikleri Cumhuriyet’in ilk yillarinda dahi devam ediyordu- birakin endusturiyel uretimi, on-kapitalist birikimin bile Anadolu cografyasinda eksik oldugu sonucuna variyordu. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Boyle bir cografya’ya gelen Turk kavimleri’nin o zamana kadarki ekonomik duzenleri ise ele gecirilen ganimetin hakan tarafindan yine kendi cikar cevresine dagitilmasi esasina dayaniyordu,-burasi benim yorumum, Islamiyet öncesi Turk kavimlerinin ekonomik yapisi hakkinda bilginiz varsa benimle paylasirsaniz memnun olurum- ve dolayisiyla yerlesik bir toplumu yonetmek icin yeterli “know-how”a sahip degillerdi. Bizans yonetim kadrolarinin alinmasina kadar siki bir entegrasyonu gerektiren bir degisim sureci sonucunda Osmanli ekonomik duzeni ganimet paylasimi, ve verimsiz bir tarim gelirlerinin yine ayni dar cevreye dagitilmasi uzerine kuruldu. Kendi kendini destekleyemeyen bu modelin cok kisa bir surede nasil Avrupa’li merkantil sermaye ile iliski kurdugu ve borclanmaya basladigi yine Tezel’in tezinde orneklerle gosteriliyor. Cografyamizdaki bir sonraki buyuk rejim degisikligi olan Kurtulus Savasi ve Atatürk Devrimleri’nin de ekonomide yapisal olarak buyuk degisimler getirmedigini goruyoruz. Kurtulus Savasi’nin finansmani sirasinda -kahramanca carpisan, ac kalan kadin erkek tum Turk vatandaslarinin emeklerini, fedakarliklarini kucuk gormek gibi bir amacim yok, ancak savaslar da her insan aktivitesi gibi ekonomik yonu olan aktivitelerdir- yonetici kadronun eski toprak sahipleri ile yakin iliskiler kurdugu, ve ozellikle 1930’larda CHP üyeliginin ekonomik kazanimlar icin bir on kosul haline geldigi de kanitlara dayanan -ornek olarak ulkede uretilmeyen mallarin ithal ikamesi kapsamina sokulmasi, ve ithalat izinlerinin parti uyelerine dagitilmasi gibi- bir yorum olur. Cok partili sistemin gelmesi ile direk uretime dayanmayan, rant, vergi, dis yatirim, kalkinma destekleri gibi kalemlerin dagitilmasi CHP’den iktidari ele geciren partinin dar yonetici kadrosuna gectigini de gozlemleyebiliriz. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Yaklasik 1500 yillik bu kisa ekonomik ozete baktigimiz zaman, Celali isyanlari disinda, deger uretiminin kontrolunun dar bir cikar cevresinden daha genis kitlelere aktarilmamasi nedeniyle yasanmis buyuk bir ayaklanma, catisma, ya da politik bir hareket goremiyorum. Halbuki butun oturmus demokrasilerde bu tarz kuvvet paylasimi savaslari olmustur, ornek olarak Amerikan Ic Savasi’ni, Fransiz Ihtilali’ni,Ingiltere’de yuzyillar suren Parlemento-Kralci savaslarini, Almanya’daki “Koyluler Savaslarini”, tum Avrupa’yi etkisine alan 1850 devrimlerini, Bolsevik Devrimini alabiliriz. Bizim ile muadil “demokrasi”lerde, Guney Amerika devletleri, Hindistan gibi, toprak reformu konularinin hayati onem tasidigini gorebiliriz. Demokrasi uretim fazlasi dahil tum kamusal varliklarin demokratik sureclerle tum hak sahiplerine dagitilmasini icerirken, demokratiklesme surecindeki ulkemizde boyle bir savasimin gec olsa da yasanmasinin gerekli olduguna inaniyorum. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Yazi icerisinde savas ve savasim kelimelerini degismeli olarak kullandim. 1980’lerden itibaren acilan ekonomi ile sehirlere gocmus insanlarin ekonomik guc elde etmesi, ve bu ekonomik gucu kendi istekleri dogrultusunda kontrol etmek istegiyle politikaya veyahut da demokratik sureclere girmesi ayni zamanda ülkemizde yeteri kadar islemese de bu sureclerin var olmasi sayesinde kuvetler paylasimi cekismeleri bir ic savastan cok demokratik bir savas, ya da savasim-mucadele- halinde oluyor.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Ünlü Fransiz düsünür Fouccault’un demokrasi bakis acisindan bakilinca bu taz catismalarin olmasi demokrasilerin saglikli gelismesini ve sekillenmesini saglayan bir olgu.Zira demokrasi cogu insanin kafasinda oldugu gibi sadece secimlerden, anayasadan, ve siyasi partilerden olusan cogunluk oyu prensibine dayanan tanimlanmis bir sistem olmaktan ziyade, her toplumda kendi dinamiklerine gore sekillenmesi gereken, toplumsal cekismeler icinde insan ozgurlugunu, esitligini saglamaya calisan ve tum vatandaslarin aktildigi bir projedir. Ulkemizde bu proje uc kere sekteye ugramis olsa da, bu tarz bir mucadelenin sonrasinda , mucadelenin taraflari demokratik sureclerde tam olarak temsil edilmesi kosuluyla basarili olabilecektir. Ancak tam bu noktada bir kac cekincem var.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Su an AK Parti’nin daha once Menderes’in, Ecevit’in -Unutmayalim ki Ecevit eski rejim’in temsilcisi Ismet Inönü’yü saf disi birakmisti- yaptigi gibi kuvvetler paylasiminda isteyen konumunda bulunan kesimin nabzina uygun davrdandigi icin %47 ile iktidarda. Ancak bu demek degildir ki AK Parti bu savasimda genis kesimlerin cikarlarini temisl ediyor. Keza ne parti programlarinda, ne de su ana kadar yaptiklari duzenlemelerde kuvvetin genis kesimlere yayilmasi amacini goremiyorum.Su an AKP yonetici kesimi kamu oyuna gozukmeyen yerlerde rant dagiticiligi oynarken, kamu oyuna karsi kuvvet paylasimindan pay alamayan kesimin savunucusu ilkeli partiyi oynamakta. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Ozgur basin icin gerekli olan basinin finansal ozgurlugu ulkemizde rant dagitimi bazli ekonomik baglantilar yuzunden basinin iktidarin faaliyetlerini yeterince irdeleyememsi sonucunu dogurdugu icin AKP’nin bu iki yuzlu taviri secmenlere yeterince iletilemiyor. Bu yapisal bozukluk az once bahsettigim saglikli demokrasinin kurumsallasmasi icin gerekli oldugunu dusundugum mucadelenin saglikli islememsinin onundeki en buyuk engellerden biri. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Toparlamak gerekirse bugunku savasimin ve tartismalarin uzunca bir sure devam edecegini, yukarida bahsettigim tehlikelerin yanina AK Parti icinde demokrasi karsiti din temelli devlet hayali kuran, dolayisiyla demokrasi karsiti olan bir grup bulundugu icin Türkiye’deki demokrasi projesi’nin buyuk bir tehlike altinda oldugunu dusunuyorum. AK Parti’nin iyi bir dalga yakaladigini, ama er gec sorunun kaynagina inmediginin secmenlerce gorulecegine, bunun gelmesi muhtemel bir ekonomik kriz ile olacagini tahmin ediyorum. Ayni zamanda universitelerde turban meselesinin de bu uzun surecteki gecici bir mevzu oldugunu, bu konu cozulse bile baska konular ekseninde tartismalarin devam edecegini dusunuyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Demokrasinin anlami ve kapatma davasi&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;AK Parti israrla demokrasiyi cogunluk oyu kavramina bagliyor. Demokrasi ile en basit kaynaklarda bile cogunluk oyunun cogunlugun diktatorlugune yolacabilecegini, bunu engellemek icin anayasa yazimindan tutun sivil toplum orgutlerine dek degisik organlarin modern bir demokrasinin parcasi oldugu yaziliyken bunu israrla soylemek populist ve cikarci bir yaklasimin belirtisidir. Bunun karsisinda modern bir demokrasiyi savunanlarin israrla tum secmenlere birgun azinlik durumuna dusebileceklerini, ve bu yuzden icinde bulunmasalar bile tum azinlik haklarinin korunulmasinin gerekliligini anlatmalari gerekli. Ancak su an bunu yapan hicbir siyasi parti goremiyorum. Azinlik haklari dernekler yasasiyla gasp edilirken, Cingene vatandaslarimizin sesleri duyulmazken sessiz kalan partiler AK Parti karsisinda basarisiz olmaya mahkumlar ne yazik ki.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Modern demokrasinin en onemli unsurlarindan biri hepimizin bildigi gibi kuvvetler ayriligidir. Ulkemizde pek konusulmayan baska bir konu ise bu kuvvetler arasindaki dengeyi saglayan Amerikan politikasindaki adiyla “&lt;a href="http://www.socialstudieshelp.com/Lesson_13_Notes.htm"&gt;checks and balances&lt;/a&gt;” kavramidir. Bu kavram cogunlugun diktatorlugunun ulkede geri donulmez degisikliklere yol acmasinin onunde durur. Secimler sonrasi yazdigim yazida ulkemizde boyle bir sistemin oturmamis oldugunu soylemistim. Anayasa degisikligi olmadigi icin bu durum devam etmekte. Boyle bir guvencenin olmadigi durumlarda ise Asker gibi modern bir demokraside sivil iradenin altinda olmasi gereken bir kurum 5. bir kuvvet olarak ortaya cikiyor. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Bu cerceveden Anayasa mahkemsinde acilan davayi demokrasinin bir parcasi olarak goruyorum. Ak Parti’nin Anayasa mahkemesini halka kotulemesini demokrasiye inanmadiklarinin baska bir kaniti olarak algilanabilir. Bir demokraside yuksek yarginin gorevi kanunlara karsi gelen hukumeti kontrol altinda tutmaktir. Kanunlara karsi gelindigini dusunuyorsa bir savcinin iddaname hazirlamaya ve dava acmaya hakki vardir. Bir hukuk devletinde kanunlara karsi cikan devletin kendisi bile olsa sonuclari ne olur diye dusunulmeden hukuki surecler baslamalidir. Bu acidan Erdogan’in ulkenin savci’nin ulkenin istikrarini dusunerek dava acmamasi gerekirdi argumani yine hukuk devleti kavramindan ne kadar uzak oldugunun bir gostergesidir.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Dava acilmasini bugunku kanunlar goze alindiginda dogru buluyorum, ancak kanunlar dogru mudur sorusunu da sormak gerekli. Iste bu yonden yaklastigim zaman herhangi nedenle olursa olsun -kökten dincilik, ayrilikcilik- demokrasi karsiti hareketler icinde bulunulan partiler ile kapatilma yolu ile mucadele etmenin verimli bir yol olmadigini dusunuyorum. Bunun icin iki neden var aklimda, oncelikle her ne kadar bu tarz politik catismalarda taraflar karsilarindaki tarafi kendi destekcilerine tek yonlu kotu canavarlar olarak tanitmak kolayciligina kacsalar da iki yanda da ilimlilar bulunur. Kurunun yaninda yasi da yakmak o gruptaki kurularin gucunu arttirdigi gibi, once bahsettigim demokrasi projesinin oturmasi icin gerekli olan tartisma ortamini baltalar. Bunun yaninda genel olarak butun demokrasilerde populist davranmayan taraf “elitist” olarak damgalanma tehlikesi ile karsi karsiyadir. Kaldi ki Türk demokrasisinde, ozellikle “ulusalci/asker yanlisi” kesimde, bu elitist damgasinin hakli oldugunu da dusunuyorum. AK Parti ozelinde, AK Parti’nin kullandigi retorik’in kendini ezilmis goren kitlenin duygulari ile ortustugunu, AK Parti hareketleri ile bu kitleyi temsil etmese de, kapatilmasi halinde bu kitlenin AK Parti’nin bu yuzunu gormekten ziyade, kendilerini AK Parti ile daha da ozdeslestireceklerini dusunuyorum. Bu da az once bahsettigim gibi ulkemizdeki demokrasi projesine zarar verecektir. &lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Iddanameyi okudum, ozellikle Milli Egitim Bakanligi’nin icraatlari disinda daha cok medyada yer alan beyanalra dayali bir iddaname, ve dusunce ozgurlugu acisindan bakildiginda guclu kanitlar degil bu kanitlar. Milli Egitim Bakanligi icraatlari ile ise dogrudan bu icraatlari Anayasa Mahkemesi’ne goturerek mucadele edilebilecegini dusunuyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;        &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Laiklikin korunmasi&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Ulkemizde bir 5. güc olarak kendini gosteren, ve pratikte laikligin korunmasi icin en onemli kuvvet olan Asker’in Abdullah Gül’un Cumhurbaskanligi surecinde politik arenada guc ve inandiricilik kaybettigini hepimiz biliyoruz. Bu tarz davalar ile Yargi’nin da Anayasa yolu ile secmenlerden aldigi vekalet’i -mandate- secmenler gozunde kaybetme tehlikesi var, ki bu da demokrasinin en onemli yapitaslarindan biri olan Laiklik ilkesinin bir korumasinin daha etkisiz kalmasi anlamina geliyor.-Asker’in modern bir demokraside yeri yoktur, ancak ülkemizde durum bu. Bu durumda cozum nedir diye sormak gerekli, bunu da bir sonraki yazida tartismak istiyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="" lang="TR"&gt;Ana hatlariyla laikligin demokrasinin en onemli parcalarindan biri olduguna inanan vatandaslarin aktif olarak inandiklari dogrular icin mucadele etmesinin dogru yol olduguna inaniyorum. Bunun icin Amerika’da 1960’lardan beri Amerikan demokrasisi terimiy ile “kilise devlet ayrimi”ni korumak icin mucadele veren, partilerden ve dinlerden bagimsiz, tamamen bagis destekli sivil toplum kurulusu olan &lt;a href="http://www.au.org/site/PageServer?pagename=aboutau"&gt;Americans United&lt;/a&gt; ornegini uygulunabilir buluyorum. Cozumun bir diger ayagi da anayasamiza calisir bir “checks and balances sistemi”nin eklenmesini, ve darbe yadigari anti demokratik yasalarin -301, secim kanunu, partiler kanunu- Avrupa Birligi Sureci cercevesinde degistirilmesi olduguna inaniyorum.&lt;o:p&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7808682748507335524-9215395969683266267?l=turkiyeninsorunlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/9215395969683266267/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7808682748507335524&amp;postID=9215395969683266267' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/9215395969683266267'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/9215395969683266267'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2008/03/kapatilma-davasi-uzerine.html' title='Kapatilma davasi uzerine'/><author><name>Ahmet C. Toker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15008061679842414620</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/-rjVbkzUibqk/TndRZSzbe9I/AAAAAAAAFvE/A6e-cBjCqY0/s220/18092011041.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524.post-3649858597273355071</id><published>2008-01-31T01:19:00.001-08:00</published><updated>2008-01-31T01:19:49.227-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='türban sorunu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Laiklik'/><title type='text'>Pandora'nin kutusu acildi</title><content type='html'>Türkiye'de MHP'nin "pre-emptive" türban girisimiyle türban adi altinda Pandora'nin kutusu acildi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AKP'nin "türban siyasi simge olsa ne olur" cikisiyla aslinda laik bir parti olmadigini sonunda aciklamis oldu, umarim gecen secimde AKP'nin uzlasmaci ve "yeniden-dogmus laik" söylemlerine kanan secmenler, dini  bir gerekliligin siyasi bir simge olarak kullanilmasini onaylayan, ve hatta destekleyen bir partinin Türkiye Cumhuriyeti'nin en önemli yapitasi olan Laiklik Ilkesi icin bir tehtid oldugunu görürler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türban yasaginin yalnizca Üniversite'lerde kaldirilmasinin, Amerikan siyasi dincilerinin Akilli Dizayn safsatasini kullandiklari gibi seküler sistemi yarmak icin kullanilan bir kama olduguna inaniyorum. Kalkan bu yasagin yalnizca üniversitelerle sinirli kalacagini dusunmuyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak özgürlükcü bir insan olarak türban yasagini hakli cikaracak güclü nedenler bulmakta zorluk cekiyorum. Tehlikeli egim yaklasimi, yani türban'i serbest birakmanin teokratik bir düzene giden bir egimde ilk ivmeyi verecek olmasi yaklasiminin disinda  bir cözüm bulamiyorum. Bu konuda, yani türban yasaginin arkasina güclü bir neden koymak konusunda en büyük görevin Türk entellektüellerine düstügüne inaniyorum. Siyasi muhalefete en ufak bir inancim kalmadi. Türk Ordu'sunun siyaset'e karismasini dogru bulmuyorum. Ancak ne yazik ki takip edebildigim kadariyla Türk entellektüelleri bu konuda bir tembellik icinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nuri'nin blogunda yer verdigi &lt;a href="http://kayaoglu29.blogspot.com/2008/01/yilmaz-zdilden.html"&gt;Yilmaz Özdil yazisi &lt;/a&gt;entellektüel tembelligin sonuclarini cok aci bir sekilde anlatan baska bir siiri aklima getirdi. Türban sorunu ile Soykirim arasinda bir baglanti kurmak gibi bir amacim yok. Altini cizmek istedigim nokta böyle tembellik sonucu verilen kücük tavizlerin nerelere varabilecegi. Asagidaki siir Alman Protestan Kilisesi üyesi Nazi karsiti rahip &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Martin_Niem%C3%B6ller"&gt;Martin Niemöller&lt;/a&gt;'e ait. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Naziler Komünistler'i aldiklarinda,&lt;br /&gt;Sustum;&lt;br /&gt;Ben komünist degildim ki. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sosyal Demokratlari hapsettikerinde,&lt;br /&gt;Sustum;&lt;br /&gt;Ben Sosyal Demokrat degildim ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sendikacilari aldiklarinda,&lt;br /&gt;Protesto etmedim;&lt;br /&gt;Ben Sendikaci degildim ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yahudileri aldiklarinda,&lt;br /&gt;Sustum,&lt;br /&gt;Ben Yahudi degildim ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni aldiklarinda,&lt;br /&gt;Protesto edecek kimse kalmamisti artik.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7808682748507335524-3649858597273355071?l=turkiyeninsorunlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/3649858597273355071/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7808682748507335524&amp;postID=3649858597273355071' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/3649858597273355071'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/3649858597273355071'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2008/01/pandoranin-kutusu-acildi.html' title='Pandora&apos;nin kutusu acildi'/><author><name>Ahmet C. Toker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15008061679842414620</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/-rjVbkzUibqk/TndRZSzbe9I/AAAAAAAAFvE/A6e-cBjCqY0/s220/18092011041.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524.post-1066444333979191562</id><published>2007-12-20T02:16:00.000-08:00</published><updated>2007-12-20T02:17:09.656-08:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tarim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dünya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='politika'/><title type='text'>Tarim Yoluyla Kalk(in)ma</title><content type='html'>Gecen haftalarda Economist dergisi yukselen temel besin fiyatlari ile ilgili 6 sayfalik ozel bir rapor hazirladi -verdigim baglanti uyelik gerektirebilir, ilgilenenlere mail olarak raporu yollayabilirim. Raporda -real fiyatlarla 1974 seviyelerinin altinda kalsa da- rekor kiran temel besin fiyatlarindaki artis, uzun donemli olarak gelismekte olan -Cin, Hindistan basta olmak uzere- ulkelerin daha cok et ve benzeri daha karmasik besinler tuketmesi, kisa donemli olarak da ozellikle Amreika’daki etanol desteklerine baglaniyor. Sonuc olarak da dunya temel besin piyasasinda bir arz talep dengesizliginin bulundugu, ve eger dogru politikalar kullanilirsa bu fiyat artisinin dunya yoksullarinin cogunun yasasdigi tarim ile gecinen kesimin hayat kalitesi seviyesinin arttirilmasinda ve gelismekte olan ulkelerde derinlesen sehir kirsal gelir adaletsizliginin giderilmesinde kullanilabilecegi idda ediliyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayni gunlerde Turk basininda hedeflerin altinda kalan buyume oranlari ile ilgili haberleri okurken ulkemizin onemli uretim kollarindan olan tarimdaki buyumenin -7.9 oldugunu okudum. Bu iki birbiri ile celisen gercek karisinda iktidar ve muhalefet partilerinin internet sitelerine girdim ve tarim ile ilgili politikalarini arastirdim. Sonuclar ulkemizi geriye goturen politikasizlik kiskacinin bir kendini gosterisiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AK Parti’nin websitesi icerik olarak CHP’ninkinden cok daha iyi olsa da -genis kapsamli bir &lt;a href="http://eng.akparti.org.tr/english/index.html"&gt;Ingilizce versiyon&lt;/a&gt; bulunmakta, CHP’nin Ingilizce sitesi 6 aydir yapim asamasinda-, liberal bir tarim politikasinin ozetlenmesinden oteye gitmiyor. &lt;a href="http://www.akparti.org.tr/beyanname.pdf"&gt;Secim beyannamesinde&lt;/a&gt; anlatilan icraatler ve verilen sozler kisisel kanimca “dogru” bir tarim politikasinin -fiyat destegi yerine gelir destegi, temel besin borsalari ile tarimsal riskin devletce degil ozel girisimcilerce ustlenilmesi, klasik ailesel tarimdan sanayi tarim’a gecilmesi- parcalari olsa da dunya ile rekabet edebilmek icin gerekli olan altyapi yatirimlarini icermiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CHP ise tum iyi niyetime ragmen beni bir kez daha hayal kirikligina ugratti. Su an erisilemeyen &lt;a href="http://www.chp.org.tr/"&gt;internet sitesinde&lt;/a&gt; okudugum secim bildirgesi CHP’nin girdigi kimlik bunaliminin aciga vuruyor. Tarim politikasi adeta klasik sosyalist bir parti bildirgesi gibi. Ziraat Bankasi’nin tekelinin geri getirilmesinden tutun da fiyat garantileri gibi gecmiste kalmis devletci ve piyasa karsiti onlemler birkac cumle ile ozetleniyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrica yaptigim bir arastirma’da ulkemizde tarim politikalari icin calisan birkac arastirma enstitusunun de oldugunu gordum, ancak onerilerini okumaya zamanim olmadi. Iki partinin ya dab u arastirma enstitulerinin tarim politikalari ile daha detayli bilgisi olan benimle paylasirsa sevinirim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7808682748507335524-1066444333979191562?l=turkiyeninsorunlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/1066444333979191562/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7808682748507335524&amp;postID=1066444333979191562' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/1066444333979191562'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/1066444333979191562'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2007/12/tarim-yoluyla-kalkinma.html' title='Tarim Yoluyla Kalk(in)ma'/><author><name>Ahmet C. Toker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15008061679842414620</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/-rjVbkzUibqk/TndRZSzbe9I/AAAAAAAAFvE/A6e-cBjCqY0/s220/18092011041.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524.post-9102565720282847555</id><published>2007-10-09T15:20:00.001-07:00</published><updated>2007-10-09T15:20:32.278-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anayasa'/><title type='text'>Anayasa Taslag</title><content type='html'>&lt;a href="http://actoker.blogspot.com/2007/09/yeni-anayasa-taslagi.html"&gt;Daha onceki bir girdimde &lt;/a&gt;pdf haline getirip size sundugum AKP'nin Anayasa taslagini okudum, yorumlarimi sizinle paylasmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Cumuriyetin nitelikleri (Madde 2): Turkiye Cumhuriyeti insan haklarina dayanan, Ataturk milliyetciligine bagli, demokratik laik ve sosyal bir hukuk devletidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldügü gibi korkulanin aksine "laiklik" Cumhuriyetin temel esaslarindan biri olarak kaliyor. Benim burada fazla olarak gordugum nokta Ataturk milliyetciligi kismi. Bu gozlemim iki nedene dayaniyor,  oncelikle "Ataturk Milliyetciligi" kavrami cok yerlere cekilebilecek bir kavram. Ataturk'un milliyetciliginin cumhuriyetin gelisimiyle birlikte sekil degistirdigi dusunulurse  boyle  bir tanim yanlis oldugu kanisina varilabilir. Kaldi ki bir devlet milleti icin vardir ve bu nedenle tanimsal olarak -per se- milliyetcidir, bu baglamda milliyetci devlet yerine milleti icin var olan devlet kavrami dusunulebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Kuvvetler Ayriligi: Anayasa'nin Ingilizce deyimi ile "checks and balances" ya da bizim bildigimiz adiyla "kuvvetler ayriligi" bakimindan iyi analiz edilmesi gerekli. Kuvvetler ayriligi analizinin yaninda ayrik kuvvetlerin tek bir elde toplanmasini engelleyici yontemler de anayasaya dahil edilmeli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun yaninda anayasal bazli olmayan 4. kuvvet olan Basin'in diger kuvvetler ile eklemlesmesinin onune gececek, basin ozgurlugunu kisitlamayan, ancak ozgur basin ile propaganda basini arasindaki cizgiyi cekecek maddeler de gerekli kanimca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu baglamda mesela  6.  Madde  iyi incelenmeli:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Madde 6: Yasama yetkisi Türk Milleti adina TBMM'nindir. Bu yetki devredilemez. Kanun hukmundeki kararnamelere iliskin hukumler saklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yasama yetkisinin hukumete kanun hukmunde kararnameler yoluyla hukumete devri maddenin ilk kisminda bahsedilen yasama erkinin bagimsizligi ile celismektedir. Bu maddenin gerekcesi olarak Avrupa Birligi Uyum Sureci gibi hizli kararlar alinmasi gereken sureclerde Meclisin yeterince hizli isleyemeyecek olmasi gosteriliyor. Yasama erkinin yegane sahibi Meclisin iyi calisamamasininkotu  sonuclarini engellemenin yolu bu erki baskasina devretmek degil, MEclisin efektif calismasini saglamak olmalidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Temel hak ve ozgurluklerin sinirlanmasi (Madde 12): Bu Madde'de Turk vatandaslari ve yabanci uyruklular  icin iki ayri kriter  konulmaktadir. Temel hak ve ozgurlukler evrensel insan haklarina dayandigi icin bu hak ve ozgurluklerin kisitlanmasinda ayrimcilik yapilmasi anayasanin esitlikci ve evrensel ozelligini yaralamaktadir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Temel hak ve ozgurluklerin sinirlanmasi (Madde 13): Bu maddese 2 alternatif verilmekte. Kanimca "insan haklarina dayanan laik ve demokratik cumhuriyeti ortadan kaldirmak" amacinda temel hak ve ozgurlerin kotuye kullanimlis olacagini belirten alternatif daha uygundur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Kisi Hurriyeti ve guvenliginin sinirlanmasi (Madde 18): Bu maddenin kisi hurriyetinin sinirlanabilecegi durumlari belirtirken su ilginc ifadeye yer vermekte:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Toplum icin tehlike eden akil hastasi, uyusturucu madde veya alkol tutkunu, serseri veya hastalik yayabilecek kisilerin bir muessesede tedavi egitim ve islahi icin alinan tedbirlerin yerine getirilmesinde"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Serseri nedir, kime denir? Alkol bagimlisi insan kime denir? Bu gibi objektif olmayan tanimlar istismar edilmeye aciktir. Bu gibi ucu acik tanimlar yerine toplumun herhangi birinin temel hak ve hurriyetlerine zarar veren kisilerin kisi tanimi daha dogru olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Hürriyetlerin sinirlandirilmasina iliskin(Madde 19, 21, 22, 31): Bu maddelerde cesitli hurriyetlerin&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Milli guvenligin, kamu duzeninin, genel ahlakin, ve baskalarinin hak ve hurriyetlerinin korunmasi ve suc islenmesinin onlenmesi"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;amaciyla kisitlanabilecegine yer verilmektedir. Genel ahlak kavrami yoruma acik, ve ulkemizde ne yazik ki buyuk olcude yalnizca din ile iliskilendirilmistir. Bu acidan bu maddeler kanimca en buyuk tehlikeyi olusturmaktadirlar. Genel ahlak yazili olmayan kurallardir. Yasalar ise yazili olan toplumsal gorus birligi ile cikmis kurallardir. Yazili kurallarin yazili olmayan kurallari icermesi tamamen absurddur. Bu maddelerin gerekcelerinde taslak hazirlayicilari "genel ahlak" kriterinin dar anlamda kullanilmasini salik veriyorlar, ki bu da hatalarinin farkinda olduklarinin bir kanitidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Zorunlu din dersi (Madde 24  - 4. Fikra) Burada sunulan alternatiflerden, din dersini zorunluluktan cikaran ve bu derslerin ebebeynlerin dini ve felsefik gorusune gore verilmesine olanak saglayan ilk alternatifi dogru buluyorum. Bu fikradaki "felsefi gorus" kavramini da poyitif algiliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Din bazli devlet tehlikesine karsi koruma  (Madde 24  - 5. Fikra): Bu fikra icin sunulan alternariflerden daha genis sinirlamalari olan ve devletin hicbir isleyis biciminin din tabanina oturtulamayacagini belirten ikinci alternatfini destekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Iskencenin onlenmesi (Madde 32 - 7. Fikra): Hukuka aykiri elde edilen bulgularin kanit olamayacaginin belirtilmesi iskencenin onlenmesi acisindan onemli bir ilerlemedir. Ancak iskencenin onlenmesi icin daha somut bir dil gerekli.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;* Vatandaslik (Madde 35): Bu onemli madde icin sunulan alternatiflerden ikincisini biraz degistirerek yeni bir alternatif uretmenin en iyi yol olacagina inaniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alternatif 4: Turkiye Cumhuriyetine vatandaslik bagi ile bagli olan herkes din ve felsefi gorus ya da irk farki gozetmeden Turk Milletinin bir mensubudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yorumlarima bir dahaki girdimde devam edecegim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7808682748507335524-9102565720282847555?l=turkiyeninsorunlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/9102565720282847555/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7808682748507335524&amp;postID=9102565720282847555' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/9102565720282847555'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/9102565720282847555'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2007/10/anayasa-tasla.html' title='Anayasa Taslag'/><author><name>Ahmet C. Toker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15008061679842414620</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/-rjVbkzUibqk/TndRZSzbe9I/AAAAAAAAFvE/A6e-cBjCqY0/s220/18092011041.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524.post-5597657592659752169</id><published>2007-09-13T04:32:00.001-07:00</published><updated>2007-09-13T04:32:58.759-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anayasa'/><title type='text'>Yeni Anayasa Taslagi</title><content type='html'>Abdullah Gül'ün cumhurbaskani adayi gösterildigi kargasali günlerin basinda &lt;a href="http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2007/04/nasil-bir-trkiye-istiyorum.html"&gt;siyasi blog&lt;/a&gt;'umda yeni bir anayasaya ihtiyacimiz oldugunu söylemistim. Ne yazik ki AKP "pre-emptive" bir sekilde ilk anayasa taslagini ortaya atti, ve seküler kesim yine cözüm üretmek yerine AKP'yi elestirmek pozisyonunda kaldi. Ki bu da genis halk kitlelerinde "AKP is yapiyor, digerleri oyaliyor" izlenimi uyandiriyor. Seküler kesim bu yeni anayasaya kendi alternatifini bir an önce getirmelidir. Ama ne yazik ki bunu yapacak gücte bir parti göremiyorum, o zamana kadar yeni Anayasa Önerisi'ni incelemek ve elestirmek en iyi is bizim icin. Bu &lt;a href="http://download-v5.streamload.com/0yGa53fw%7E6ALe%7Eegwj%7EboPN%7EJry7tHs38mM6/realaphex/FileManager/blog%20sharings/Microsoft%20Word%20-%20T%c3%9cRKIYE%20CUMHURIYETI%20ANAYASASI%20%c3%96NERISI.pdf?action=save"&gt;baglantida&lt;/a&gt;'te tam metnini bulabilirsiniz.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7808682748507335524-5597657592659752169?l=turkiyeninsorunlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/5597657592659752169/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7808682748507335524&amp;postID=5597657592659752169' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/5597657592659752169'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/5597657592659752169'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2007/09/yeni-anayasa-taslagi.html' title='Yeni Anayasa Taslagi'/><author><name>Ahmet C. Toker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15008061679842414620</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/-rjVbkzUibqk/TndRZSzbe9I/AAAAAAAAFvE/A6e-cBjCqY0/s220/18092011041.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524.post-6224090588092985064</id><published>2007-08-02T07:48:00.000-07:00</published><updated>2007-08-02T08:00:36.631-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='secim sonuclari'/><title type='text'>Seçimin ardından ilk yorumlarım</title><content type='html'>Çevremdeki insanların %99'unun CHP'ye oy vereceğini öğrenince &lt;a href="http://ozankorkmaz.blogspot.com/2007/07/seim-tahminim.html"&gt;buradaki&lt;/a&gt; tahmini yapmıştım, çok fena yanıldım gördüğünüz gibi. Çevremdeki insanların Türkiye'de bu kadar azınlık olduklarını maalesef bilmiyordum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçim sonuçları gösteriyor ki:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Oy kullanan seçmenin yaklaşık yarısı her türlü yolsuzluktan, hergün bir şehit vermekten, işsizlikten, ülkenin satılmasından gayet memnun. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Yukarıdakileri anlatıp, seçmeni korkutmaya çalışarak oyunuzu artıramaz, seçim kazanamazsınız. Bugünden çalışmaya başlamalı, ve sahip olduğunuz tüm varlıkları bir sonraki seçime kadar projeler üretmeye ve bunları tanıtmaya harcamalısınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. Daha modern ve batılı diyebileceğimiz %20'ye hitap etmek daha geleneksel ve muhafazakar yaşayan %47'yi anlayamamak bundan sonra tüm seçimleri akp ve benzerlerinin kazanmasına sebep olacak. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Daha muhafazakar dediğimiz bu çoğunluk ve daha modern dediğimiz azınlık aslında hepimizin farkında olup da söylemeye korktuğu ciddi bir bölünmeyi kanıtlıyor. Yani etnik bölünmeden korkarken, kültürel bölünme yaşıyoruz ki etnik bölünmeden çok daha ciddi bir mesele bu zira etnik bölünmeye karşı Ordu hiç yoksa bir güvence olsa da bizim için kültürel bölünmeye karşı olan herhangi bir siyasi parti veya oluşum-organizasyon göremiyorum. İşin kötüsü iki grup da birbirinden aşırı derecede nefret ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Bu arada daha modern dediğimiz azınlığın AB'ye karşı oluşu, daha muhafazakar çoğunluğun ise AB'nin yanında oluşu da çok önemli ve açıklaması zor bir tezat yaratıyor. Sonuçta %20'lik azınlığın çoğunluğu Ordu'nun demeçlerinden memnun,  demokrasinin kötüye kullanılmasındansa bir süre askıya alınmasını tercih edebilecek durumda, yani modern azınlığın çoğunluğu modern demokrasi dışında bir çözüme kötü bakmıyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunların sonucunda Türkiye için iyimser olmak mümkün mü? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bence değil, ortalıktaki akp karşıtı grupların da çizgilerini değiştirmeye başladıklarını göremiyorum. Aynı cümleler kurulmaya devam ediyor. Türkiye mutlu bir hayat sürdürülebilen bir ülke olmak için gerekli koşulları sağlamaktan maalesef çok uzakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözüm?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 çözüm var:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Anti-demokratik çözüm: akp hatalarına devam eder, Ordu darbe yapar ki bu çözüm sayılmaz zira %47'yi hiçe sayıyorsunuz. Avrupa ve Amerika bize sırtını döner. Biz İran-Rusya-Türk Cumhuriyetleri ve Müslüman dünyaya yöneliriz, yeni birlikler kurmaya çalışırız. Veya küçük bir ihtimal de olsa daha iyisi bu birliklerin kendi gücünü tehdit edeceğini düşünen Batı Türkiye'ye karşı küstah ve dayatmacı tavrından vazgeçer. Ama mutlu hayat sürdürebilme şansı şimdikiyle aynı yerde, çok uzaklarda olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Demokratik çözüm: Ana muhalefet ve ona oy veren azınlık mevcut antipatik siyasetinden ve ayrımcılığından hem kişiler hem de düşünceler bazında vazgeçer, kendi içinde bir yeniden yapılanma yaşar, 5 yıl boyunca tüm maddiyatını kültürel bölünmenin minimuma indirilmesini sağlayacak projeleri üretmeye ve tanıtmaya harcar, halk partisi adını sözde değil özde yaşatır ve gerçekten sevilen bir liderle seçimlerde daha büyük başarı kazanmayı hedefler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. çözüm olsa keşke demek geliyor içimden ama seçim sonrası 10 güne bakınca bile 1. çözümün yakında gerçekleşecek olma ihtimali beni korkutuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10 günde ne mi oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;a href="http://www.hurriyet.com.tr/gundem/6971462.asp?gid=180"&gt;akp milletvekili zafer üskülün açıklamaları&lt;/a&gt; (bu adam profesör) &lt;br /&gt;- &lt;a href="http://www.haber5.com/haber.php?haber_id=288188"&gt;abdullah gülün açıklamaları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;- &lt;a href="http://www.milliyet.com.tr/2007/07/30/son/sonsiy25.asp"&gt;TSK'nın açıklamaları&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de şu var ki bu ayrı bir entry konusu:&lt;br /&gt;- &lt;a href="http://www.haber3.com/haber.php?haber_id=265650"&gt;Hükümet akarsu ve göletleri satıyor.&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7808682748507335524-6224090588092985064?l=turkiyeninsorunlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/6224090588092985064/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7808682748507335524&amp;postID=6224090588092985064' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/6224090588092985064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/6224090588092985064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2007/08/seimin-ardndan-ilk-yorumlarm.html' title='Seçimin ardından ilk yorumlarım'/><author><name>Ozan Korkmaz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09535902040672067418</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524.post-23480740858084443</id><published>2007-07-23T09:21:00.000-07:00</published><updated>2007-07-23T10:44:31.647-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='watchdogs'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='demokrasi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='secim sonuclari'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='grasroots'/><title type='text'>Secimler Ardindan</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Önsöz&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;Secimleri iki duzlemde yorumlamak istiyorum. Oncelikle bu secimler göreceli olarak duzgun isleyen olgunlasmis bir demokraside olmuslar gibi alip, kisisel dünya görüsüm acisindan inceleyecegim. Bu bakis acisi ne yazik ki cok da aydinlik olmayacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonra "ideal"den uzaklasip gercekci bir gozluk takacagim. Yüzyillar boyu entellektuel gelismelerden kendini soyutlamis, rönesans, reformasyon, sanayii devrimi ve halk devrimleri sureclerinden tamamemen uzakta kalmis bir ülkenin, travmatik bir cokus sonrasi yine entellektuel imkansizliklar icinde kurulan ve emekleme döneminde bir cok kez dizine (ve bazen basina) sikilan kursunlarla yere serilen bir yavas yavas ayaga kalkmakta olan demokrasisine özel bir gozluk olacak bu. Bu kadar on kosul one surdukten sonra secimlerin yine de iyi bir analizini yapamayacagim. Sadece bu secimlerin iyi sonuclara gebe oldugu ümidini yansitacagim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Magra'dan Disarida&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Benimle son zamanlarda politik konularda konusmus olanlar -ya da tartismis olanlar diyeyim hangisi cogunlukta bilemiyorum cünkü- giderek daha özgürlükcü (liberalatarian) serbest piyasaci ve anarsist (devlet'in kuculmesi manasinda) bir cizgi edindigimi farketmislerdir. Bu acidan bakildiginda koklerinde Islam'cilik olan bir partinin %47 oy almasi beni gercekten cok uzdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oncelikle ozgurlukcu bir insan olarak yapilan kanunlarin olabildigince ikili veya coklu iliskilerde baskalarinin ozgurluklerine tecavuz eden tarafin cezalandirilmasi ile sinirli kalmasi gerektigine inaniyorum. Domuz yemek gibi insanin kendisinden baska kimseye zarari olma ihtimali olmayan -ki oyle bir zarar oldugu bile tartisilir- bir eylemi yasaklayan bir dusuncenin kanunlari yaptigini hayal etmek tum tuylerimi diken diken ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunun otesinde kanunlar konulacaksa bunun vahiy'lere degil insanlar arasi uzlasilara dayandirilmasi gerekli olduguna inaniyorum. Kanunlar oyle olmalidir ki hayatini vahiylere gore yasayanlar da, hayatini akil ile cikarilan prensiplere dayandirarak yasayanlar da, hayatini hicbirseye dayandirmadan yasayanlar da diger insanlarin ozgurluklerine tecavuz etmedikce diledikleri gibi yasayabilsinler. Bu yönden bakilinca Islam'in seriat hukumlerini toplum hayatina empoze etmek istemis ve isteyen insanlarin bulundugu bir partinin basta olmasi beni rahatsiz ediyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Velhasil kelam kisisel inanclarim acisindan bu secim tam anlamiyla bir hayal kirikligi oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Magara'nin Icinde&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Simdi gelelim önsözde belirttigim kisitlamalar icinde bu secimleri yorumlamaya. Bunu yapmak icin bu secim sonuclarini demokrasimizin onunde duran iki buyuk engel baglaminda irdelemeliyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Köktendinci Tehlike Acisindan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu engellerden ilki kisisel yorumumda da belirttigim AK Parti icinde bulunan seriatci kesimin -AK Parti'nin tümünün bu kesimden olduguna inanmiyorum, ancak günümüz politikasinda dar ilgi gruplarinin genis yetkilere sahip olmasi sik rastlanan bir durum- güttügü kanunlarin vahiy kaynakli olma istegi.  Seriat hükümlerinin gectigi bir ülkede demokrasi'den bahsedilemeyecegi cok acik olsa gerek, ama secim bunu anlamayan insanlarin oldugunu gösterdi. Demokrasi insanlarin sonuclari kendi hayatlarini etkileyecek kararlarda söz sahibi olmasidir. Bu karari verirken Kuran'a, ya da Nietzsche 'ye dayanarak karar vermek onlarin en dogal hakkidir. Seriat ise sonuclari kendilerini etkileyecek kararlarda o insanlara degil -cogu zaman farkli ya da tarafli yorumlanan- vahiy yoluyla gelen kurallara basvurmaktir. Görüldügü gibi demokrasi insanlarin  hayatlarini vahiy yoluyla gelen kurallara gore yasamalarini engellemezken, seriat o kurallara inanmayan ya da farkli yorumlayan kislere ayni hakki vermemektedir. Ak Parti'nin 367 milletvekilini cikaramamis olmasi bu acidan bir subap gorevi gorebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Darbe Tehlikesi Acisindan&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Ulke demokrasimizin onunde olan ikinci engel de insanlarin kendi hayatlarini etkileyecek kararlar verirken kendi akillarina ve ya inanclarina danismalarina saygi duymak yerine o insanlar icin kendilerinin daha iyi karar verebileceklerine inanan, ve bu baglamda Islamci kanun yapicilardan farklari olmayan Ordu'nun totaliter demokrat -ya da Leninist- kesimi. Aynen AKP'nin sadece seriatcilardan olusmadigina inandigim gibi Ordu'nun icinde de sadece darbeci demokratlarin olduguna inanmiyorum.  %47lik bir cogunluk karsisinda bu kesimin darbe yapmasinin ancak ve ancak Pirus zaferi ya da kapsamli bir cokusle sonuclanacak olmasi bu acidan bir subaptir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Demokrasi Taslarinin Yerine Oturmasi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüldügü gibi secim bu iki buyuk tehlikeye karsi bir korunma ya da konfor alani sagliyor. Bu secim sonrasi insanlari biraz da olsun rahatlatacak bir sonuc.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokrasimiz icin baska iyi olarak algilanabilecek baska bir sonuc da sag-sol spektrumunda taslarin yerine oturuyor olmasi. Muhafazakar sag AKP'nin eline gectigi bu secimle artik damgalandi. Milliyeti sag'da ise MHP var. CHP bu haliyle ancak -Chavez gibi petrol zengini olmadikca- tüm dünyada muhalefet olmadan öteye gidemeyecek ama yine de gerekli devletci sol olabilir. Eksik olan taslar nelerdir diye baktigimizda Almanya'daki FDP tarzi liberal ve yenilikci bir sag parti ile Ingiltere'deki "Yeni Isci Partisi"benzeri gecmiste kalmis -ya da kimilerine göre askiya alinmis- sosyalist dogmalardan kurtulmus, dünya gercekleri ile barisik sol bir partinin hala siyasi arenamizda kendine yer edinebilecegi görülüyor. CHP'nin icinden ayrilacak bir kisim yenilikciler ile AKP ile DTP/ANAP'nin icinden gelen liberaller bu yeni sol partinin tohumlarini atabilirler. Yine DTP/ANAP ile AKP'den gelecek bazilari da liberal sag parti icin tohum olabilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrica baska mutlu bir nokta da ülkemizde politika üretmeden, umut vermeden, korku salarak politika yapmanin sonuclari hüsran olacaktir. Artik iktidara gelmek isteyenler politika üretmeye ve politikalar sonucu ümit vermeye zorunlular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Makyevelci Islamcilik icin bir Turnusol Kagidi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu secimi Ak Parti'nin ismi ile bize verdigi su dil oyununu kullanarak da yorumlamak mümkün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu secim Ak Partinin Ak mi Kara mi oldugunu anlayacagimiz secim olacak."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ak Partinin yonetici kadrosu her firsatta degistiklerini Islamci hedeflerini bir kenara biraktiklarini, Avrupa Birligi yolunda demokratiklesmeye bas koyduklarini dile getiriyorlardi. Artik bu secim sonrasi bu sözlerinin gercek mi yalan mi oldugu ortaya cikacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eger Ak Parti "kara" cikarsa basta dile getirdigim seriat'a dayali sistemin uygulanmasi tehlikesi var ve bu da demokrasimizin sonu olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eger Ak parti degistim soylemlerinde hakli oldugunu hareketleriyle kanitlarsa, dogrularini vahiy'e dayandiran ve de bu dogrulari baskalarina empoze etmek istemeyen vatandaslarin sesini dile getirmek icin ugrasan, bu acidan da tamamen demokratik olan bir parti -Hristiyan Demokratlar gibi- oldugunu göstermis olur. Bu hem Ak Parti hem de Türkiye icin bir kazanc olur. Baykal gibi korku üzerine siyaset yapan koltuk yapiskangillerinin sonu da gelmis olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Neler Yapilmali&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak görüldügü gibi demokrasimizin hayati bir zamanlar seriatci soylemler icinde bulunan bir partinin ellerinde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatta kendini ezdirenler, mucadele etmeyenler her zaman ezildigi icin demokrat ve ilerici kesim bu noktada Nisan Gösterileri sirasinda basladigi gibi sesini duyurma, degerleri icin mücadele etmeye devam etmez ise ezilmeye mahkum olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada gercekten somut cozum onerilerim var. Asagida belirtecegim iki konuda benimle ve Ozan ile fikir alisverisinde bulunmak isteyen, ya da katilmak isteyenler lütfen bizimle irtibata gecsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Avam Demokrasi Gruplari (Grasroots Organizations): Hicbir politik partiye bagli olmadan, politikalarin ve kanunlarin kendilerine benzer etkiler yapacagina inandiklari icin bir araya gelmis bireylerin olusturdugu, problem belirleme, ve probleme cozum uretme amacli kar ve iktidar amaci gütmeyen kuruluslar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Demokrasiyi Koruma Örgütleri (Watchdogs): "Laiklik elden gidiyor", ya da "Din elden gidiyor" diye bagiran politkacilardan sikilmis, benzer hayat görüslerine sahip vatandaslarin  cikarilan kanunlari, kararnameleri, yapilan atamalari birlikten güc ve zaman dogar prensibi ile süzgecten gecirip gerekli mercilerde (yerel, ulusal, uluslararasi mahkemeler, medya) anyasa ve kanunlara aykiriliklari dile getirmek icin biraya geldikleri kuruluslar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yukarida belirttigim kuruluslarin cogalmasi vatandaslarin demokrasi bilincinin gelismesi anlamina gelecegi icin, eger gerceklesirse, bu secimin en iyi sonucu olacaktir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7808682748507335524-23480740858084443?l=turkiyeninsorunlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/23480740858084443/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7808682748507335524&amp;postID=23480740858084443' title='5 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/23480740858084443'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/23480740858084443'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2007/07/secimler-ardindan.html' title='Secimler Ardindan'/><author><name>Ahmet C. Toker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15008061679842414620</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/-rjVbkzUibqk/TndRZSzbe9I/AAAAAAAAFvE/A6e-cBjCqY0/s220/18092011041.jpg'/></author><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524.post-8366482701716846761</id><published>2007-04-30T01:19:00.000-07:00</published><updated>2007-04-30T03:09:50.542-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Laiklik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Abdullah Gül'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Anayasa'/><title type='text'>Gül'un Cumhurbaskanligi, Genelkurmay Basin Aciklamasi ve Anayasa Uzerine</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Abdullah Gül'ün Cumhurbaskanligi&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Abdullah Gül'un Cumhurbaskanligi'na karsiyim. Yalniz  bu karsi olma durumu demokrasinin dogasi geregi  cogunlugun destegini almis ancak  gorusleri ve politikalarini benimsemedigim bir partiye ve ya kisinin karsisinda olmam ile ayni duzlemde yorumlanmamali. Demokrasi'nin dogasi geregi az once tanimini yaptigim tarz bir karsi olma durumunda olsaydim 7 sene bekler, ve bu 7 sene boyunca onume gelen her sansta, kendim yarattigim yaratmaya calistigim ve var olan her platformda karsi oldugum politikalarini elestirirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Abdullah Gül'e olan karsiligim beni hala demokrasinin yapitaslarindan biri olan laiklik ilkesine olan inancina dair inandiramamis olmasindan kaynaklaniyor. &lt;a href="http://kayaoglu29.blogspot.com/"&gt;Nuri&lt;/a&gt; &lt;a href="http://actoker.blogspot.com/"&gt;kisisel blog&lt;/a&gt;'umda Abdullah Gül'e ait 1995 tarihli bir röportaj'a yer verdi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Artık saklanamaz gerçekler var. İslamın yalnız ahireti değil, dünyevi düzeni de içerdiği bir gerçektir. Ben bir Müslümanım ve buna inanıyorum.&lt;br /&gt;- Tercihiniz şeriat öyle mi?&lt;br /&gt;- Türkiye'de geçerli kanunlar arasında, İslama aykırı olan da var, olmayan da. Aykırı olanlar baskıdır. Baskı kalkacak. Bu hakkı kullanacağım. Halka bu imkânı vereceğim.&lt;br /&gt;- Camiye, ramazana, Kuran okuluna kim mâni oldu ki?&lt;br /&gt;- Düzen Türkiye'de İslamı, caminin içine hapsetti. Biz İslamı hayat tarzı olarak görmek istiyoruz..."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Acikca goruldugu gibi Abdullah Gül Laik bir ulkenin yasalarini Islam'in sartlarina gore yeniden degerlendirmek istiyor. Bu laikligin tanimina tamamen aykiri. Laiklik bir birey'in toplumdaki diger bireylerin insan haklarina ve evrensel ozgurluklerine zarar vermedikce din'ini yasamasina izin verirken, yasalarin din'e gore yapilmasi o din'e inanmayan bireylere ayni hakki vermemektedir. Bunun yaninda ozellikle Islam gibi mensuplarinca ne yazik ki pek bilinmeyen bir din yasalara kaynak olmasi, dar bir guc cevresine demokrasiye aykiri olarak yonetilenlerce secilmeden orantisiz bir guc vermektedir. Iran'da olan  da budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Insanlarin fikirlerinin degisemeyecegine inanmiyorum. Ulkemizde gozlemledigim ve uzuldugum genel bir kani ozellikle politikacilarin eski fikirlerinden vazgecmeleri adeta bir zayiflik olarak algilanmasi ve yillarca ayni fikirlerin savunulmasinin bir erdem olarak algilanmasidir. Bunu kisisel hayatlarinda prensiplere ve kurallara uymayan bir toplumun goz onunde olan uyelerinden -bahsi gececen bu kahramanlardan cok uzak olduklarini bilmesine ragmen- ideallestirilmis,  kahramanca bir davranis bekleyerek kendini tatmin etmesi olarak algiliyorum. Bu konudaki dusuncemi belirttikten sonra, sadece "Degistim" diyerek degisilmis olmayacagini, degisen insanlarin bizlere eski fikirlerini artik neden dogru bulmadiklarini, yeni fikirlerini, ve eski fikirlerinden yeni fikirlerine gelirken yasadiklari entellektuel, kisisel ve ya toplumsal degisimleri birer birer anlatmakla yukumludurler. Abdullah Gül bunu yapmadigi ve beni ikna etmedigi icin hala eski fikirlerinin etkisinde oldugunu dusunuyorum, ve laiklige ve dolayisiyla demokrasiye karsi olan birisini demokrasiye zarar verip benden benim ona demokratik yollardan karsi cikma hakkimi elimden alacagini dusundugum icin cumhurbaskani olarak gormek istemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisine yapilan bazi elestirileri ise haksiz buldugumu da belirtemk istiyorum. Esi'nin basini (türbanla) örtmesi bence cumhurbaskani olmasi icin engel teskil etmemeli. Az once tanimini yaptigim laiklik ilkesi geregince esinin turban takmasi herhangi baska bir bireyin temel hak ve ozgurlukleri ile celismedigi icin en dogal hakkidir. Bu hakki elinden almak Iran'da basini ortmeme hakkinin elinden alinmasindan farkli degildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yine Abdullah Gul'un esinin Avrupa Insan Haklari Mahkemesi'nde Turkiye'ye dava acmis olmasi Abdullah Gul'un cumhurbaskani olmamasi icin bir neden teskil edildigini dusunenler var. Devleti veya herhangi bir kurumu dava etmek en temel insan haklarindan biridir. Bu hakki kullandi diye kimse suclanamaz, ya da herhangi bir haktan muaf tutulamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ozet olarak Abdullah Gul devletin yonetimi, yasalarin yapimi ile dini karistirmak istedigi icin Cumhurbaskani olmamali, esi turbanli oldugu ya da Turkiye'yi dava ettigi icin degil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Genel Kurmay'in Basin Aciklamasi ve Alternatifler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----- Doldurulacak --------&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Bütün Bu Sorunlarin Nedeni&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Anayasamizdir. Dunya uzerinde saglikli isleyen tum demokrasilerde kuvvetler ayriligi ilkesi kuvvetlerin icinde birbirini dengeleyen unsurlar ile pekistirilmistir. Bir ornek vereyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yurtdisi politikalarini ne kadar yanlis bulursaniz bulun kanimca dunyada en iyi isleyen demokrasisi Amerika Birlesik Dev&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;letlerinde bulunmaktadir. Simdi bu dengeleyici usulleri tek tek inceleyelim.&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yasama:&lt;/span&gt; Bildiginiz gibi iki kanatli bir parlementoya sahip olan Amerika Birlesik Devletleri'nde senato ve temsilciler meclisi secimleri baskanlik secimlerinden iki yil sonra olmaktadir. Bunun yaninda Parlemento'nun ust kanadi Senato'da her secimde uyelerin bir  yarisi secilmekte, geri kalan yarisi da bir sonraki secimde koltuklari icin secime gitmektedir. Senato uyelerin daha uzun sureli gorevde kalmalarina ragmen daha az yapici yetki ile donatilmis olmalari senatoyu ele geciren partinin orantisiz guc sahibi olmasini engellemektedir. Temsilciler Meclisi uyeleri daha  genis yapici yetkilerle (executive authority) donatilmis olsalar da, daha kisa araliklarla secilerek bu genis yetkiyi kotuye kullanmalari durumunda en kisa zamanda secmenler tarafindan cezalandirlmalari saglanir. Ayrica  birbirleri ile tandem calisan yasama organlari yine tek bir partinin secmen destegi ile orantisiz olarak iki kanadi da ele gecirmesini engellemektedir. Temsilciler Meclisini ele geciren bir parti gucu yanlis kullanirsa iki sene sonra yapilan Senato secimlerinde Senato'yu muhalefete birakarak sinirlandirilacaktir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yurutme:&lt;/span&gt;Baskan en genis yapici yetkilere sahip oldugu icin direk olarak secmenlerce secilmekte, ve yasama organinca denetlenmektedir. Yasama organi gerekli gordugu zamanlarda baskani gorevinden alabilmektedir. Baskanlik secimleri ile meclis secimleri ayri tutularak yine bir denge saglanmistir. George W. Bush tüm dünyada tepki ceken dis politika yanlislarinin cezasini Senato ve Temsilciler Meclisini Demokratlar'a kaptirarak odemis, elindeki yetkileri yanlis kullanma secmenlerce cezalandirilmistir.&lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Yargi: &lt;/span&gt;Yasama ve yarginin icindeki kurullar yarginin bagimsizligini dentlemekle yukumludurler. Su sirarlar en onemli hakimleri atayan bas yargic televizyonlar karsisinda Senato'da sorgulanmaktadir.  Yaptigi atamalarin yurutme organinin istekleri  dogrultusunda  gelistigi  kanitlanirsa kariyeri sona erecektir.&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;Bu ornekten sonra bizim sistemimizi kisaca gozden gecirelim.  Yasama secimlerinde cogunlugu saglayan hukumeti de kurdugu icin yurutmeyi de eline gecirir.  Yarginin basindaki  kisileri  secen Cumhurbaskani oldugu, ve Cumhurbaskani'ni da yasama organi sectigi icin yasamayi ele geciren parti yargiyi da ele gecirmis olur. Yani bugun olanlar tamamen anayasa cercevesinde, kanunlara uygun bir bicimde olmaktadir. Dolayisiyla sasirmamak gerekir, AKP tek parti oldugu gunden itibaren bugunku olaylarin olacagi belliydi. Hatta bir adim oteye gidersek Anayasa'nin kabul edildigi gunden beri bugunu bekleyenvardi. Hal boyleyken hic bir muhalefet partisinin politikalarinda Anayasa degisikligi onerisi bulunmamasi sasirticidir - &lt;a href="http://www.chp.org.tr"&gt;CHP&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.dyp.org.tr/kitaplik/vizyon.pdf"&gt;DYP&lt;/a&gt; anasayfalarinda anayasa degisikligine dair bir atifa rastlayamadim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soylemek istedigim su. Evet bir rejim tehlikesi var. Ama bu tehlike 27 senedir bekliyordu. Ben, siz, anneniz babaniz, kendilerini Laikligin yilmaz savunucusu olarak goren Ordu -bu egreti anayasanin yaraticisi olmalari da ayri bir konu-, tum muhalefet partileri  27 senedir  bu anayasayi degistirmeyerek bu rejim tehlikesinde suclu durumdayiz. son bir ayda iki tane -demokratik tepkisizlik hastasi toplumumuz icin muhtesem bir gelisme olsa da- buyuk gosteri yapmis olmamiz bizi aklamaz. Bu sorunlu gunleri atlatacagamizdan umutluyum, ama bu anayasa degismedikce sorunlar 10 sene araliklarla tekrarlamaya devam edecektir. Onun icin herkesi &lt;a href="http://www.tbmm.gov.tr/Anayasa.htm"&gt;Anayasa&lt;/a&gt;'yi okumaya ve kendilerine yakin bulduklari parti'ye Anayasa degisikligi icin baski yapmaya davet ediyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7808682748507335524-8366482701716846761?l=turkiyeninsorunlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/8366482701716846761/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7808682748507335524&amp;postID=8366482701716846761' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/8366482701716846761'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/8366482701716846761'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2007/04/glun-cumhurbaskanligi-genelkurmay-basin.html' title='Gül&apos;un Cumhurbaskanligi, Genelkurmay Basin Aciklamasi ve Anayasa Uzerine'/><author><name>Ahmet C. Toker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15008061679842414620</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/-rjVbkzUibqk/TndRZSzbe9I/AAAAAAAAFvE/A6e-cBjCqY0/s220/18092011041.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524.post-1835564136796069031</id><published>2007-04-24T15:27:00.000-07:00</published><updated>2007-04-24T15:37:25.252-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Laiklik'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayalimdeki Türkiye'/><title type='text'>LAIKLIK ESASI</title><content type='html'>&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;EVRENSEL TANIM&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span&gt;Türkiye Cumhuriyeti'ndeki tüm özel ve tüzel kisilikler anyasa ile belirlenmis insan temel hak ve hürriyetlerine uymakla yükümlüdürler. Kisiler dinlerinin, ve fikirlerinin gereklerini diger bireylerin bu  temel hak ve hürriyetleri ile celismedikce yasamaya özgürdürler.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;T.C. ANAYASA TANIMI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;DIGER TANIMLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;ILGILI SORUNLAR&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;UYGULAMA YOL PLANI&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7808682748507335524-1835564136796069031?l=turkiyeninsorunlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/1835564136796069031/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7808682748507335524&amp;postID=1835564136796069031' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/1835564136796069031'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/1835564136796069031'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2007/04/laiklik-esasi.html' title='LAIKLIK ESASI'/><author><name>Ahmet C. Toker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15008061679842414620</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/-rjVbkzUibqk/TndRZSzbe9I/AAAAAAAAFvE/A6e-cBjCqY0/s220/18092011041.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524.post-2849595366195791456</id><published>2007-04-24T06:46:00.000-07:00</published><updated>2007-04-24T15:37:54.004-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aciklama'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Hayalimdeki Türkiye'/><title type='text'>Nasil Bir Türkiye Istiyorum?</title><content type='html'>Bu girdimde hayalimdeki Türkiye'yi madde madde siralayacagim ozellikleri ile anlatmaya calisacagim. Her ozellik o ozelliigi derinlemesine inceledigim baska bir girdiye link olacak. Eger saydigimi ozelliklerden birinin kafanizdaki ideal Türkiye'ye uymadagini düsünüyorsaniz lütfen bunu bu girdiye yapacaginiz yorum ile tartisalim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eger itiraziniz o ozelligin tanimina ise bu tartismayi o ozelligin girdisine yorumlar ve cevaplar olarak yapmak istegindeyim. Ozelliklerin girdileri o ozelliklerin acik bir tanimi ile baslayacak, bu tanimin &lt;a href="http://www.tbmm.gov.tr/Anayasa.htm"&gt;T.C. Anayasa&lt;/a&gt;'sindaki tanimi ile karsilastirilamsi ile devam edecek. Diger Anayasalar'da veya devletler arasi anlasmalarda benzer tanimlari bulabilirsem bunlarla da bir karsilastirma yapacagim. Bu ozellige Anayasa'da yapilan atiflar ile devam edecek girdi, su an Türkiye'de bu özellikler ile ilgili sorunlar ve bu sorunlar'a cozumler ilk once su anki yasalar cercevesinde aranacak daha sonra da en basta yaptigimiz tanimin bu sorunlari cevaplandirip cevaplandirmadigi sorulari sorulacak. Eger tanim belli sorunlari cozumlemiyorsa tanimin yeniden yapilmasi yoluna gidilecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Altini cizmek istedigim baska bir nokta da yaptigim ideal devlet tanimi'nin su anda ya da yarin uygulanamayacaginin ve hatta baz tanimlarin hic ama hic birebir uygulanamyacaginin farkinda oldugum. Fakat bu konulari tartistigimda aldigim "Bu dedigin utopya", "Bu dediklerin Avrupa'da olur ama bize fazla" gibi yorumlara acik olmadigimi da belirtmek isterim. Ilk tarz yorumlara Ideal'lerin bir hedef koyduklarini, ideal'e ulasilamasak bile yolumuzu kaybettigimiz, ya da nereye gidecegemizi bilmedigimiz durumlarda bize yol gosterici olduklarini hatirlatarak cevap vermek istiyorum. Ikinci tarz yorumlari ise silecegim, hicbir toplum her hangi bir nedenle modern bir devleti hakketmiyor olamaz. Ozellikle Turk toplumuna ait olan bireyler olarak birincil gorevimizin "bu bize gitmez" diye bahane uydurup gorevden kacmak yerine "bunu toplumuma nasil kazandiririm" sorusunu sormamiz gerektigine inaniyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu aciklamadan sonra hayalimdeki Türkiye'nin ozelliklerini siralamaya baslayayaim. Son olarak hatirlatmak isterim ki bu girdi dahil her girdi "canli belge" olacaktir.  Yani surekli degisime ve eklemeye acik olacaklar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayalimdeki Türkiye...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;li&gt;&lt;a href="http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2007/04/laiklik-esasi.html"&gt;LAIK&lt;/a&gt;'tir&lt;/li&gt;&lt;li&gt;ACIKLIK ESASI'ni toplumun her organinda uygular&lt;/li&gt;&lt;li&gt;Herhangi bir gucu  kullanan herhangi bir organ tamamen bagimsiz organlarca KONTROL EDILIR&lt;/li&gt;&lt;li&gt;GUCLER AYRILIGI ESASI uygulanir&lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7808682748507335524-2849595366195791456?l=turkiyeninsorunlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/2849595366195791456/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7808682748507335524&amp;postID=2849595366195791456' title='1 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/2849595366195791456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/2849595366195791456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2007/04/nasil-bir-trkiye-istiyorum.html' title='Nasil Bir Türkiye Istiyorum?'/><author><name>Ahmet C. Toker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15008061679842414620</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/-rjVbkzUibqk/TndRZSzbe9I/AAAAAAAAFvE/A6e-cBjCqY0/s220/18092011041.jpg'/></author><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524.post-391818897369521750</id><published>2007-03-21T01:10:00.000-07:00</published><updated>2007-03-21T01:24:52.789-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yargı'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adalet'/><title type='text'>Adalet gerçekten Adil mi?</title><content type='html'>Türkiye'de işlenen suça doğru ceza veriliyor mu, verilen cezanın bir standardı var mı, hatta suç tanımları yeterli mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar Kanun önünde eşit mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kanunlar yeterince açık ve net mi tanımlanmış?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Peki Yargı bağımsız mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte sorun burada, Yargı bağımsız değil:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;'Yargıya karşı bir duruş'&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu, toplantıya gelmeyen Adalet Bakanı ile     Müsteşarı'nı sert bir şekilde eleştirdi&lt;/strong&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıtay'ın boş olan 23, Danıştay'ın boş olan 9 üyeliğine aylardır yapılamayan seçim krize neden oldu. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun (HSYK) toplantısı Adalet Bakanlığı tarafından engellendi. Kurulun başkanı sıfatını taşıyan Adalet Bakanı Cemil Çiçek yurtdışına gitti.&lt;br /&gt;Adalet Bakanlığı Müsteşarı Fahri Kasırga da bakanlıktan 100 metre ilerideki salona gelmedi. Çiçek'i yargıya müdahale etmekle suçlayan HSYK üyeleri, Kasırga hakkında yasal işlem yapılması için tutanak düzenledi.&lt;br /&gt;Çiçek, kurulda istediği isimleri seçtiremeyeceği endişesiyle seçimi engellediği iddialarını yalanlamıştı, ama önceki gün de bir resmi ziyaret için Almanya'ya gitti. Çiçek, kurula toplantının seçim gündemiyle yapılmasına önceden karar verilmesinin yasal olmadığını bildiren bir yazı gönderdi.&lt;br /&gt;HSYK Kanunu'na göre, yedi üyeli kurulun toplantılarına Çiçek'in yerine yedek üyelerden biri katılabiliyor. Ancak, Adalet Bakanlığı Müsteşarı katılmaz, yardımcılarından birini de göndermezse, yeter sayı bulunamadığı için toplantı yapılamıyor. Bu nedenle gözler Kasırga'ya çevrildi. Kasırga da mazeret bildirmeksizin toplantıya katılmadı. Yardımcılarından birinin de gelmemesi nedeniyle toplantı yapılamadı. Bunun üzerine Yargıtay ve Danıştay kökenli HSYK üyeleri, dört yedek üyenin imzasıyla ortak bir açıklama yaptı.&lt;br /&gt;Çiçek'in yazısının yasal dayanağı ve hukuki bağlayıcılığı bulunmadığı, kişisel düşünce ve tercihini yansıttığı belirtilen açıklamada, "Sadece yargı bağımsızlığına karşı bir duruş, Yüksek Kurul'un faaliyetlerini engelleme, yargıya müdahale niteliği arz etmektedir" denildi.&lt;br /&gt;HSYK Başkan Vekili Mahmut Acar, "Kurul toplantılarına katılmak hak değil, müsteşarın anayasal görevidir" dedi. HSYK, toplantıda tutulan tutanağı 1. sınıf yargıç olması nedeniyle Yargıtay Başkanlar Kurulu'na göndererek Fahri Kasırga hakkında soruşturma açılmasını isteyebilecek.&lt;/em&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7808682748507335524-391818897369521750?l=turkiyeninsorunlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/391818897369521750/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7808682748507335524&amp;postID=391818897369521750' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/391818897369521750'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/391818897369521750'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2007/03/adalet-gerekten-adil-mi.html' title='Adalet gerçekten Adil mi?'/><author><name>Ozan Korkmaz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09535902040672067418</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524.post-4724826358939409398</id><published>2007-03-12T08:13:00.000-07:00</published><updated>2007-03-12T08:21:14.923-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='manifesto'/><title type='text'>Neden bu blog?</title><content type='html'>Kısa bir ek yapmak gerekirse;&lt;br /&gt;Çünkü Türkiye'nin eleştirmekten öte çözüm üreten platformlara ihtiyacı var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7808682748507335524-4724826358939409398?l=turkiyeninsorunlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/4724826358939409398/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7808682748507335524&amp;postID=4724826358939409398' title='2 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/4724826358939409398'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/4724826358939409398'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2007/03/neden-bu-blog_12.html' title='Neden bu blog?'/><author><name>Ozan Korkmaz</name><uri>http://www.blogger.com/profile/09535902040672067418</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7808682748507335524.post-4763279612207900641</id><published>2007-03-12T07:34:00.000-07:00</published><updated>2007-03-12T07:37:41.573-07:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='manifesto'/><title type='text'>Neden bu blog?</title><content type='html'>bu blog'da sevgili arkadasim Ozan Korkmaz ile Turkiye'nin onunde bulunan sorunlari anlamaya calisacagiz. Bir suru ufak sorunun aslinda temel birkac sorunun degisik tezahürleri oldugu inacindayim kisiesel olarak. Bu temel sorunlari teshis eder ve sorunlarin sinirlarini cizersek cozume dogru en onemli adimi atmis oluruz. Ilk hedefimiz bu sorunlari teshis etmek olacak.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7808682748507335524-4763279612207900641?l=turkiyeninsorunlari.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/feeds/4763279612207900641/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=7808682748507335524&amp;postID=4763279612207900641' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/4763279612207900641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7808682748507335524/posts/default/4763279612207900641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://turkiyeninsorunlari.blogspot.com/2007/03/neden-bu-blog.html' title='Neden bu blog?'/><author><name>Ahmet C. Toker</name><uri>http://www.blogger.com/profile/15008061679842414620</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://2.bp.blogspot.com/-rjVbkzUibqk/TndRZSzbe9I/AAAAAAAAFvE/A6e-cBjCqY0/s220/18092011041.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
